Share This Post

Yazılarımız / Yurtiçi

Bursa’nın şirin balıkçı köyü / GÖLYAZI

Bursa’nın şirin balıkçı köyü / GÖLYAZI

Bursa seyahatimizin ilk günü Cumalıkızık’ı gezdikten sonra,Gölyazı’ya gitmek üzere yola koyulduk.Gölyazı Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı küçük bir balıkçı köyü. Uluabat gölü kısıyısındaki bir yarımada ve bir taş köprüyle bağlı olan küçük bir adadan oluşuyor. Diğer adı ” Apolyont” da olan olan bu eski Rum köyünün tarihi Roma’lılara kadar dayanıyor.

ULAŞIM

Bursa’dan İzmir istikametine doğru giderken Uluabat Göl’ünü gördükten yaklaşık 5 km. sonra Gölyazı tabelasından saptık  ve zeytin ağaçlarının arasıdan geçerek bu cennet  köye vardık.

Gölün durgun suyu, eski Rum evleri, kumsalda yer alan renkli takaları ile insanda müthiş bir huzur hissi yaratıyor bu şirin balıkçı köyü daha ilk görüşte…  Aracımızı Antik Liman tarafına park ettik ve hemen orada taka turları gözümüze çarptı, ve tabiiki yeğenim Sinan’ın ısrarları ile takaya bindik 🙂 Tur fiyatı 20 TL, ve yaklaşık 20 dakika sürüyor.

Keyifli bir göl gezintisinden sonra, kumsala indik. Yoğun yağışlar sonrası sahildeki kumsal ve ağaçlar sular altında kalabiliyormuş.Annemin o dönem çekmiş olduğu fotoğrafta sular altında olan kumsalda  şimdi yürüyoruz !  Köy halkı çok sevecen, sıcakkanlı. Köylerine ilgi gösteren ziyaretçilerden oldukça memnun gözüküyorlar. Köylülerin yaptıkları gözlemenin tadına bakabilir, kendi yaptıkları bal ve reçellerden alabilirsiniz.

Meydanda yer alan yılların yorgunluğuna dayanamamış yan yatmış  bu yaşlı uluçınarın yürekleri dağlayan çok hüzünlü bir aşk hikayesi var. Bir zamanlar Rumların da yaşadığı Apolyont (Gölyazı)’da yaşayan Mehmet ile Rum kızı Eleni birbirlerine aşık olmuşlar. Genç aşıklar bu uluçınarın kovuğunda buluşurlarmış. Kurtuluş savaşında köyün Rumlardan boşaltıldığı dönemde, Eleni köyden ayrılmış. Eleni’nin ağabeyi Yorgi Mehmet’e Eleni’i unutmasını söylemiş, aralarında çıkan kavga sonucu Mehmet bıçakla yaralanmış, ve Eleni ile buluştukları ağacın kovuğuna gitmiş. Eleni arkadaşlarından Mehmet’in başına gelenleri duyduktan sonra,göç konvoyundan ayrılarak  köye geri dönmüş, ve ağlayan çınarın kovuğunda Mehmet’i ölü bulunca, intihar etmiş. Dönem dönem ağacın kovuğundan su geldiği ve çınarın ağladığı rivayet edildiğinden çınara “Ağlayan Çınar”  denmiş.Çınar kahverengi tabelası ile anıt ağaç statüsünde bulunuyor.

“Ağlayan Ağaç” ‘ı fotoğrafladıktan sonra,  çevresindeki çay bahçelerinden birinde oturup, manzaranın keyfini çıkardık.

BALIKÇILAR

Bu balıkçı köyünün olmazsa olmazı balık ziyafeti çekmek. Köylülerin avladığı göl balıklarının tadına mutlaka bakın.

AZİZ PANTELEIMAN KİLİSESİ  (Gölyazı Kültürevi)

Oldukça küçük bir kilise… Kilisede düğün fotoğraf çekimine denk geldik, çifti tebrik edip, fotoğrafımızı çekip kiliseden ayrıldık. Mübadeleye kadar ibadete açık olan kilise, sonrasında çeşitli amaçlar için kullanılmış. Geçirdiği yangınlar ile tahrip olan kilise 2014 yılında restore edilerek, kültürevi olarak tekrar açılmış.

GÖLYAZI’YA TEPEDEN BAKIŞ

Aracımıza binip, köyün en tepe noktasına çıkıp ve kuşbakışı köy manzarasının keyfini çıkardık, ve sonrasında Gölyazı’dan ayrıldık.

Duyduk ki, gün batımı enfes oluyormuş, biz göremedik.  Siz denk getirin …)

Bir sonraki yazı Bursa Merkez…

Gezgic.co’yu takipte kalın !

Share This Post